Ticaret Okulu
   Giriş Yap || Kayıt Ol
Ana SayfaForum Üyeler LinklerAramaProjelerMesajlarımYardımÇıkışHesabım
Toggle Content Kullanıcı Bilgisi

Hoşgeldin Ziyaretçi

(Kayıt Ol)

Üyelik:
Son Üye: lacivert
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 1406

Şu An Bağlı:
Üye: 0
Ziyaretçi: 3
Toplam: 3
Editörler:

Online Editör yok!
Toggle Content Sozlukler
 Ticari Terimler
 Commercial Terms
 World Culture
ABD Pazar Araştırması...
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder     |##| -> |=|      Forum Ana Sayfası -> Pazarlama - Satış
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
hurricane__
V.I.P. Üye
V.I.P. Üye


Kayıt: Nov 22, 2006
Mesajlar: 138
Nerden: İstanbul

GöndermeTarih: Çrş Şub 07, 2007 3:05 pm    Mesaj konusu: ABD Pazar Araştırması... Alıntıyla Cevap Ver

ABD’nin Ülke Profili

Devletin Adı : Amerika Birleşik Devletleri

Başkenti : Washington DC

Yönetim Biçimi: Federal Cumhuriyet

Resmi Dili : İngilizce

Dini : Hıristiyan

Para Birimi : A.B.D. Doları

Yüzölçümü : 9.363.563 km2

Nüfusu: 298,444,215 (2006 Tahmini) Erkek %49.1, Kadın %50.9)

Büyük Kentleri: Teksas, Kaliforniya, Illinois, New York, Florida

Türkiye ile Saat Farkı: –7saat (Doğu Kıyısı) –10 saat (Batı Kıyısı)

Uluslararası Telefon Kodu : Uluslararası telefon kodu 1’dir.

Ortalama Ömür: 77 yıl (Kadın 80, Erkek 75 yıl)

Toplam Öğrenci Sayısı: (3 yas ve üzeri) 75.128.957

>Yükseköğretim /Toplam Öğrenci %22,92



Nüfus Yoğunluğu (kişi /km2) : 70 kişi/km2

Haftalık Çalışma Saati (Ortalama): 40

Yüksek Öğretim Okul Sayısı: 53

Hastane Sayısı (2004): 257

Doktor Başına Düşen Kişi Sayısı (2004 yılı) : 283

Gelen Turist Sayısı : 4.090.421

Giden Turist Sayısı: 1.222.269

Eğitim Harcamaları / GSYİH %: 4,3

Sağlık Harcamaları / GSYİH %: 4,3

Asgari Ücret (uygulama varsa): 95 Dolar (75 €)

Yıllık Ortalama Döviz Kuru (Bir dolar ve € karşılığı): $/Euro 0.8041 (2005)

Yıllık Nüfus Artışı: 0.91% (2006 tahmini)

Telefon: 268 million (2003)

Televizyon Yayın İstasyonu : 2,218 (2006)

Mobil Telefon : 194,479,364 (2005)

Internet Bağlantı Sayısı : 203,824,428 (2005)

Karayolu Uzunluğu : 6,407,637 km

Otoyol Uzunluğu: 4,164,964 km

Demiryolu Uzunluğu: 226,605 km

Yıllık Elektrik Tüketimi (KWH): 3.656 trillion kWh (2003)


ABD’nin Genel Ekonomik Durumu

ABD, 290 milyonu aşkın nüfusu ve 12,487 milyar dolarlık GSMH’sı ile dünyanın en büyük ve önemli piyasalarından biridir. ABD, dünyanın en büyük pazarı ve ithalatçısı olma özelliğinin yanı sıra, yine dünyanın en büyük doğrudan yabancı sermaye kaynağı ve alıcısı konumu ile, gelişmiş ülkeler yanında tüm gelişme yolundaki ülkeler açısından da en önemli hedef pazardır.

Ekonomik Göstergeler
2005 GSMH (Milyar $)12,487

Kişi Başına GSMH ($)42,523

Reel GSMH Büyüme Oranı %3,5

GSYİH Sektörel Dağılımı
Tarım %1,2

Sanayi %22,4

Hizmetler %77,4

Enflasyon Oranı :%3,3

Yoksulluk Sınırındaki Nüfus / Nüfus: %12,5

İşgücü / Nüfus:%65,9

İşsizlik Oranı: %5,1

Faiz Oranı: %4,25

Dış Ticareti (Milyar $)
İhracat: 904.3

İthalat:1,670.9

Denge:766.6

Ticaret Hacmi:-2,575.2

Türkiye ile Ticareti (Milyon $)
İhracat 4,274

İthalat 5,177

Denge -903

Ticaret Hacmi 9,451

Toplamı İçinde Türkiye’nin Payı (%)
İhracat (Tür. ihr./ABD. ithalatı) (%):0,31

İthalat (Tür. ith./ABD. ihracatı) (%):0,47

“Yeni ekonomi” kavramı çerçevesinde, teknolojik yenilikler ve küreselleşmenin uzun dönemde verimliliği artıracağı ve üretim artışını sürekli kılacağı varsayımıyla ABD ekonomisi görünebilir bir gelecekte de bu konumunu sürdürecektir. İşsizlik oranının % 5.4 gibi düşük bir düzeyde olmasına rağmen, son yıllarda rekor düzeylere ulaşan cari işlemler açığını ve hane halkının kazançlarını tasarruf etmekten çok tüketim harcamalarına kullanmasını ABD ekonomisinin potansiyel tehdit unsurları olarak değerlendirmek mümkündür.

ABD ekonomisinin genel bir değerlendirmede dikkati çeken en önemli özelliği ekonominin ‘ikiz açıklar’ıdır. Hem ticaret hem de bütçe açığı Amerikan kamuoyunu uzun bir süredir meşgul etmektedir. Söz konusu durumun ana sebepleri arasında şunlar görülmektedir:

• On yıllık dönem içerisinde toplam 1,3 trilyon dolara tekabül eden vergi indirimleri

• Dünya toplamının neredeyse yarısını oluşturan savunma harcamalarındaki artışlar

• Irak harekatının 2004 sonu itibariyle 200 milyar doları aşacak olan maliyeti

• 11 Eylül 2001 olayları ardından havacılık ve sigortacılık gibi sektörlere yapılan transferler

2001 yılına damgasını vuran 11 Eylül saldırılarının ardından ABD ekonomisi ve ondan doğrudan etkilenen dünya ekonomisinin geleceğiyle ilgili olumsuz bekleyişler artmıştır. Bununla birlikte ABD yönetimi ve ABD Merkez Bankasının aldığı çeşitli önlemlerle, 2002 yılı ortalarından itibaren ekonomide iyileşme sağlanmıştır. 2003 yılı için kaydedilen % 2,2 oranındaki büyüme oranına karşın, 2004 yılında %4.4 gibi yüksek bir büyüme hızı kaydedilmiştir.ABD ekonomisinin genel görünümü ana başlıklar halinde aşağıdaki gibi özetlenebilir.

Büyümesi
Bütün dünya ekonomilerinde görülen büyüme trendinin ABD için de canlı olduğu görülmektedir. 2005 yılı sonu itibariyle reel fiyatlarla ABD ekonomisinin Gayri Safi Milli Hasılası (GSMH) yaklaşık 11,1 trilyon dolar olup, GSMH’nin büyüme oranı %3.5’tir.

Kişibaşına GSMH
2005 yılı sonu itibariyle ABD’nin nüfusunun 296.410.000 kişiye ulaştığı tahmin edilmektedir. Buna göre, cari fiyatlarla 12,5 trilyon dolar civarindaki GSMH’nin kişi başına düşen tutarı 42.532 dolar olmaktadır.

Enflasyonu
ABD ekonomisi için enflasyonun önemli bir sorun olmaya başladığını görüyoruz. 2005 yılında tüketici fiyatları (TÜFE) bir önceki yıla göre %3.4 oranında artış göstermiştir. 2006 yılının ilk 4 ayındaki enflasyon gerçekleşmeleri beklentilerin üstünde olup, 2006 yılı toplam enflasyonun 2005 yılı rakamında yüksek olması beklenmektedir. Bunda en büyük etken yüksek petrol fiyatlarıdır. Ham petrolün varil fiyatının bir yıl içinde ikiye katlanması, doğrudan enerji fiyatlarını yükselttiği gibi, diğer sektörlerin girdi maliyetlerinde artışlara neden olmasıyla gıda, giyim ve kiralar üzerinde de artışa yol açmıştır. Halen bir varil ham petrolün fiyatı 69-70 dolar civarında olup, petrol fiyatlarında ciddi düşüşler beklenmemekte, fiyatlarının en azından bu noktada tutulacağı öngörülmektedir.

İşsizlik
2005 yılı sonu itibariyle işsizlik oranı %5.1 olup, 2006 yılı Nisan ayı sonu itibariyle bu oran %4.7’dir. İşsizlik oranında ciddi bir düşme eğilimi gözlenmektedir..

Konut Sektörü
ABD ekonomisi için en önemli göstergelerden biri konut sektöründeki gelişmelerdir. İnşaat faaliyetlerinde istihdam edilen işçi mühendis, tütahhitler, büyük emlak şirketlerine, bireysel emlakçılar ve mortgage sağlayan büyük finansman şirketlerinden bakalara ve faiz oranlarına doğrudan etkisi nedeniyle konut sektöründeki gelişmeler ABD’de yakından izlenmektedir. 2000 yılından itibaren FED’nin kısa vadeli faiz oranlarını düşürmesiyle son yıllarda çok canlı olan konut sektörü ev fiyatlarının ve mortgage faizlerinin çok büyük tutarlara ulaşmasına sebep olmuştur. 2006 yılı başından itibaren konut sektöründeki canlılığın yerini durgunluğa bıraktığı, ev fiyatlarında bir miktar düşme meydana geldiği gözlenmektedir.

Faizleri
2004 yılı Haziran ayında %1 seviyesinde bulunan bankalararası gecelik borçlanma faizleri (kısa vadeli faizler) Amerikan Merkez Bankası FED’in o dönemden bu yana yaptığı oturumlarda 0.25’er puanlık artışlarla, 16 artışın sonunda, Mayıs 2006 itibariyle %5 seviyesine ulaşmıştır. Enflasyonist eğilimin devam etmesi, sadece ABD için değil tüm dünya piyasaları için en önemli gösterge niteliğindeki kısa vadeli faiz oranlarının FED tarafından daha da yükseltileceği yönünde beklentileri güçlü tutmaktadır.

Kısa vadeli faizlerdeki bu artışın uzun vadeli faizlere aynı oranda yansımadığı görülmektedir. Nisan 2006 sonu itibariyle 30 yıllık sabit mortgage faizleri %6.51 civarındadır. 2003, 2004 ve 2005 yıllarında bu oranın %5’ler civarında olduğu göz önünde bulundurulduğunda, uzun vadeli faizlerin kısa vadeli faizler kadar artmadığı gözlenmektedir.

Sanayi üretiminde Kuzey-doğu’nun üstünlüğü özellikle 1990’lardan itibaren gerilemeye başlamıştır. Ağır sanayi üretiminden verimliliği yüksek hafif sanayi üretimine geçişle birlikte batı ve güney eyaletleri ekonomiden daha çok pay almaya başlamışlardır.

GSYİH’sı neredeyse Fransa kadar olan Kaliforniya’yı büyüklük açısından New York, Teksas, Florida ve İlinois izlemektedir. 1997-2001 beş yıllık dönemde en hızlı büyüyen eyaletler Delaware (%7,1), New Mexico (%4,9), Wyoming (%4,1), Vermont (%3,Süper, Arizona (%3,3), Maryland (%2,6), Virginia (%1,9), Nevada (%1,9), Florida (%1,Süper ve Teksas (%1,5)’tır. Büyüme hızı nispeten geride kalan eyaletlerde hem nüfus artış hızı azdır hem de yüksek teknoloji yerine geleneksel tarım ve sanayi sektörlerinde üretime ağırlık verildiği gözlenmektedir. Michigan, Indiana, New Hampshire, Kuzey Carolina, Mississippi, Alaska, Ohio, Minnesota, Idaho, Iowa ve Arkansas reel GSYİH’sı en yavaş büyüyen eyaletlerdir.

Ekonomik kaynakların Batı ve Güneye kayması; Asya ve Latin Amerika’dan gelen göçmenlerin California, Texas ve Florida’ya yerleşmeleri ve iç göç süreci ile artmıştır. 1990’lı yıllarda ABD doğumlu vatandaşların % 40’ının doğdukları eyaletten ayrı bir eyalette yaşamaya başlamaları ile iç göç süreci hızlanmıştır. İç göç: 30’lu yaşlardaki ABD vatandaşlarının daha iyi ödeme koşulları nedeniyle aileleri ile birlikte eyalet değiştirmeleri, 20’li yaş grubundakilerin kariyer edinme, ekonomik fırsatları değerlendirme amacı ile Washington veya Oregon’u tercih etmeleri ile açıklanmaktadır.

Dünya ticaretinde ihracat ve ithalat rakamları açısından en üst sırada yer alan ABD, dünyadaki en büyük tekstil ve hazır giyim tüketici grubunu oluşturmaktadır. Amerikalı tüketicinin giyim eşyası, ev tekstili ve halı satın alma isteği ve merakı ABD nüfusunun gelişmekte olan ülkelerden aldığı dış göç nedeniyle daha da hızlı artmaktadır.

Toprakların Kullanımı Ve Tarımı:
ABD topraklarının %5’i şehir ve yollardan, %26’sı ekilebilir araziden, %20’si ormanlardan ve % 21’i diğer alanlardan oluşmaktadır. ABD, çok çeşitli iklim yapısına ve çöl, dağ, orman anlamında çeşitli topografyaya sahiptir. Michigan ve Superior gölleri, 50 000 km2 alana sahip göller olup Missouri (4 090 km) ve Mississippi ( 3 770km) en uzun nehirleridir.

Doğal afetler açısından ABD önemli risk altındadır. Özellikle tropikal fırtınalar haziran ayından kasım sonuna kadar Florida ve çevresinde büyük zararlara ve su basmasına neden olmaktadır. Batı sahillerinde özellikle Kaliforniya’da deprem ve sarsıntılar sıklıkla yaşanmaktadır. Batı eyaletlerindeki orman yangınlarının en büyüğü 2000 yılında yaşanmış ve 560 bin hektar alan zarar görmüştür. Orta bölümde yer alan eyaletler açısından en büyük risk ise şiddetli kasırgalardır. Doğu sahillerinde 2001 ve 2002’de susuzluk büyük bir sorun olarak yaşanmıştır. Bütün bu olumsuzluklar son derece iyi organize edilmiş erken uyarı ve yardım sistemi ile daha az zararla atlatılır hale gelmiştir.

Doğal Kaynakları Ve Çevresi
ABD’nin sahip olduğu başlıca doğal kaynaklar; Kömür, bakır, kurşun, molibden, fosfat, uranyum, boksit, altın, demir, civa, nikel, gümüş, tungsten, çinko, petrol, doğal gazdır.

Doğayı koruma konusunda bilincin oluşması sonucu hava ve su kirliliğine karşı ve nesli tehlikeye giren hayvanlar için çevre korumacı düzenlemelerin ve önlemlerin alınmasıyla ABD’de su ve havanın kalitesi artmıştır. Havada bulunan karbon monoksid gazı 1998 yılında, 1970’lerdeki düzeyi ile karşılaştırıldığında %31, sülfür dioksid ise % 37 oranında azalmıştır. Birleşmiş Milletlerin Kyoto Protokolü çerçevesinde ABD, global ısınma, ozon tabakası konularının en önemli destekçisidir. Ancak yine de dünya nüfusunun %5’ine bile sahip değilken, dünyadaki toplam karbon dioksid kirliliğinin %25’i ABD tarafından üretilmektedir.

Enerjisi:
ABD, enerji ithal eden bir ülkedir. Enerji ithalatının %80 kadar büyük bölümünü ham petrol ve petrol ürünleri oluşturmaktadır. Son 20 yılda petrol üretimi azalırken, doğal gaz üretimi dünya üretim artış hızının gerisinde kalmakla birlikte istikrarlı bir durum arz etmektedir. Elektrik üreten sanayiler girdi olarak petrol ve petrol ürünlerini değil, kömür ve nükleer enerjiyi seçmişlerdir. Nükleer tesislerin güvenilirliği konusundaki şüpheler nedeniyle kömür üretimi daha hızlı artış göstermektedir.

Alt Yapısı
Havayolu: Dünyadaki hava taşımacılığının %50’sini ABD yurt içi hava transferleri oluşturmaktadır. Ülkenin büyüklüğü nedeniyle şehirlerarası yolculuklarda havayolu tercih edilmektedir. 11 Eylül 2001’deki terörist saldırı ve SARS krizi havacılık şirketlerinin ciddi mali krizler yaşamalarına neden olmuştur. 2001 yılında toplam taşınan yolcu sayısı, bir önceki yıl 560,4 milyon kişi iken 551,8 milyon kişiye düşmüştür. 2003 yılının ilk iki ayında ise bir önceki döneme göre %8,4 artış kaydedilmiştir. Güvenlik önlemleri nedeniyle formaliteler artmış, chek-in süresi uzamıştır.

Karayolu: Karayolu ulaşımında en fazla kullanılan araç otomobildir. 1980 yılında 104,6 milyon olan araba satışı 1993 yılında 121,1 milyon, 1997 yılında129,7 milyon, 1999 yılında ise 132,4 milyon olmuştur. 2001 yılında kayıtlı araç sayısı bir önceki yıla göre % 3 artarak 137,6 milyon olmuştur. Karayolu taşımacılığı, toplam taşımacılık içinde ağırlıklı paya sahiptir.

Demiryolu: Hava ve karayolu taşımacılığının rekabetine rağmen demiryolları özellikle kısa mesafeli şehir içi taşımacılıkta en fazla kullanılan yoldur.

İletişim
ABD, dünyanın en gelişkin telekomünikasyon sektörüne sahiptir. Hane halkının %94,1’i telefona sahiptir. 1996’da çıkan Telekomünikasyon kanunu, endüstride faaliyet gösteren firmalara: uzun mesafeli görüşmeler, yerel görüşmeler ve kablolu TV olmak üzere üç alt sektör açarak rekabetin daha da artırılmasını amaçlamaktadır.

Bilişim Teknolojisi: ABD, yüksek teknolojiye sahip verimli firmaları ile bilişim sektöründe dünyada öncü ve lider konumdadır. ABD firmalarının sahip oldukları global dominant rol özellikle bilgisayar üretimi, yazılım ve internet servislerinde ortaya çıkmaktadır. Aralık 2002 itibariyle ev veya işyerlerinde internet kullananların sayısı 33,6 milyondur.

Basın-TV: TV firmaları özel sektöre aittir. TV abone sayısı 1980’de 16 milyon iken bu sayı 1993’de 55 milyona, 2003 yılının başlarında da 73,9 milyona çıkmıştır. 40-50 civarında televizyon istasyonu bulunmakla birlikte, geleneksel olarak ;ABC, CBS, NBS ile yenilerden; Fox, WB, UPN tarafından pazar paylaşılmış durumdadır.

Yaklaşık 10 bin gazetenin 7 600’ü haftalık, 913’ü pazar günleri, 1 468’i günlük çıkmaktadır. 1985 yılında 62,8 milyon olan tiraj, 2001 yılında 55,6 milyona düşmüştür. Haziran 2003’de Federal İletişim Komisyonu, medyada tekellleşmeye ilişkin son derece önemli düzenlemeler yapmıştır.

Yaşam Standardı ve İç Piyasa Hacmi
ABD’nin İstatistik Bürosu’nun (U.S. Bureau of the Census) tahminlerine göre ABD nüfusunun sürekli biçimde artarak 2050 yılında 394 milyon olması beklenmektedir.

GSYİH’nın büyük kısmının özel tüketim harcamalarına ayrıldığı ve özel sektör sabit sermaye yatırımlarının tüketime oranla daha düşük kaldığı ABD’de kişi başına milli gelir 30 000 $’ın üzerindedir. Bu özelliği ile ABD özellikle gıda ve tekstil sektörlerinde büyüyen ve dengeli bir pazar özelliğini taşımakta olup tüketicilerin markadan çok kalite ve fiyata önem vermeleri, önemli bitr tekstil ihracatçısı olan, ancak marka yaratmada henüz istenilen aşamaya gelmemiş olan ülkemizin ihracatı açısından bir avantaj teşkil etmektedir. Amerikan tüketicisinin haklarını çok iyi bilmesi ve bu haklarını koruması da pazarın bir diğer önemli bir özelliğidir.

Yabancı Sermayesi
ABD’ye yönelik yabancı sermaye yatırımlarının büyük bir kısmı başta İngiltere olmak üzere, Japonya, Hollanda ve Almanya ve Kanada tarafından yapılmaktadır. Japon firmalar ağırlıkla transplantasyon alanlarına yatırım yapmaktadırlar. 1980’li yıllardan itibaren ABD’deki yabancı sermaye yatırımları dikkat çekici boyutlarda artarken, ABD’nin yurdışına yönelik yatırımları ılımlı boyutlarda kalmıştır. 1990-1996 döneminde yurtdışından ABD’ye yapılan doğrudan yatırımlar %132 artarken, ABD’nin yurtdışına yönelik yatırımları % 109 artmıştır. 2001 yılı itibarıyla, ABD’deki doğrudan yabancı sermaye yatırımları 2,5 trilyon $ iken, ABD’nin yurt dışı doğrudan yatırımları 2,3 trilyon $’dır.

Portfolyo yatırımları açısından bakıldığında 2001 yılı verilerine göre ABD’deki hisse senedi, tahvil ve hazine bonosundan oluşan varlıklara yurt dışından yapılan yatırımların toplamı 3 245,4 milyar $ olup, son yıllarda Çin’in özellikle ABD Hazine Tahvili’ne yaptığı portföy yatırımı dikkat çekici boyutlara ulaşmıştır. ABD’nin yurtdışındaki portfolyo yatırımları ise toplam 2 110,5 milyar $’dır.

ABD Ekonomisini Etkileyen İç Ve Dış Olaylar
ABD ekonomisinin 2001 yılının başlarında girdiği durgunluk 11 Eylül olayının da etkisiyle ciddi boyutlara ulaşmış, ABD ekonomi yönetimince benimsenen vergi indirimleri ve kamu harcamalarının artırılması politikası, Irak savaşının da etkisiyle rekor seviyede bütçe açıklarıyla sonuçlanmıştır. Ekonomik durgunluktan kurtulma amacıyla ABD Yönetimince parasal ve mali politikalarda önemli gevşemeye gidilerek tüketim ve yatırımın artırılması suretiyle ekonomik büyümeye geçilmesi hedeflenmiştir.

Bu politikalar belli ölçülerde başarılı olmuştur. 2004 yılında yaşanan ekonomik gelişmelerde belirsizliklerin devam etmesine rağmen ekonomide iyileşme belirtileri görülmeye başlanmış olup, 2003 yılının son çeyreğinden itibaren ekonomik göstergeler özellikle de büyüme rakamları son derece olumlu çıkmıştır. 2003 yılının 3.çeyreğindeki % 8.3’lük rekor büyüme rakamını takiben 4. çeyrekte milli gelirde %4.1’lik artış gözlemlenmiştir. Ekonomideki büyüme aynı şekilde devam etmiş ve 2004 yılında %4.4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Kapasite kulanım oranı ise 2003 yılı sonunda artarak %75.7 olarak gerçekleşmiştir. Tüketici güven endeksinde de artış gözlemlenmiştir. Bu göstergeler bazı çevrelerde; ABD ekonomisinin büyüme momentumu kazandığı ve 2004 yılı içerisinde istihdam seviyesinde artışların beklenmesi gerektiği şeklinde yorumlanırken, diğer çevreler ise bunu “jobless recovery” yani istihdam yaratmayan ekonomik iyileşme olarak tanımlamışlardır. Oysa, 2004 yılı içerisinde ABD’nin seçim atmosferine girmesi dikkatleri, istihdam üzerindeki etkisi orta vadede görülecek büyüme yerine işsizliğe çevirmiştir. Demokrat aday John Kerry’nin seçim propagandasını dayandırdığı temel unsurlardan biri ABD’deki işsizlik sorunu olmuştur. ABD ekonomisinin Başkan Clinton döneminde kaydettiği uzun süreli ve istikrarlı ekonomik büyüme sonucunda ABD işsizlik oranları dünya ortalamasının ve özellikle AB ve Japonya gibi diğer gelişmiş ülke işsizlik oranlarının çok altında gerçekleşmiştir. Ancak ekonomik durgunlukla beraber artan işsizlik, özellikle de son 3 yılda gerçekleşen yaklaşık 3 milyon kişilik işgücü kaybı ABD seçmeninin hayatını en temelden etkileyen konulardan biridir. Buna rağmen işsizlik ABD için hala diğer gelişmiş ülkelerdeki kadar ciddi boyutlarda bir sorun değildir. Zira işsizlik oranları son üç yıldaki ekonomik durgunluğa rağmen hala % 6 seviyesinin altında kalmıştır. 2003 yılı ortalarında % 6.1 olan işsizlik oranı düzenli bir şekilde azalarak 2004 yılı sonunda %5.4 seviyelerine gerilemiştir.

ABD başkanlık seçimlerinde çok önemli bir yer tutan işsizliğin ana sorumlusu olarak serbest ticaretin gösterildiği bir ortamda, dünya kamuoyunda ABD’nin seçim sonrası radikal korumacı politikalara yöneleceği endişesi uyanmıştır.

ABD Başkanlık seçimlerinde neo-korumacılık olarak da adlandırılan söyleminin temelinde yatan argümanlar şöyle tespit edilmiştir.

*Ekonomideki olumlu gelişmelere rağmen yeni iş olanakları yaratılamamaktadır.

*Eskiden sadece düşük nitelikli ve ucuz işgücünde istihdam kaybı olurken artık “white collar job” diye adlandırılan daha nitelikli işler de Hindistan gibi 3. dünya ülkelerine kaptırılmaktadır.

*Federal Hükümet ve bazı eyaletler bazı kamu hizmet ihalelerini yurt dışına “outsource” etmeye başlamışlardır. Kerry, kamu hizmetlerinin ABD’li işçiler tarafından yapılması gerektiğini öne sürmektedir.

*İşlerini diğer ülkelere taşıyan ve dolayısıyla ABD’de işsizliğe neden olan firmalara Federal Hükümet tarafından önemli ihaleler verilmemelidir.

*“Outsourcing” nedeniyle son yıllarda yaşanan istihdam kaybının en iyi örneği çağrı merkezleridir (call center). 2001 yılından bu yana ABD’de 250.000 kişilik çağrı merkezi istihdamı Hindistan ve Filipinler gibi ülkelere kaptırılmıştır.

*ABD’li firmaların işlerinin bir kısmını veya firma merkezlerini diğer ülkelere taşımasına mani olacak vergi politikaları uygulanmalı ve istihdamın ABD’de kalması teşvik edilmelidir.

*John Kerry, Başkan seçildiği takdirde Başkan Bush’un yaptığı ticari anlaşmaları ABD işçisinin çıkarlarını gözetecek şekilde yeniden gözden geçirmeyi planladığını açıklamıştır. Başkan adayı Senatör Kerry’nin seçim propagandası daha çok hizmetler alanında korumacılık üzerine yoğunlaştığı gözlemlenmiş, bu anlayışın mal ticaretinde korumacılık yönünde de sirayet etmesi de olasılık olarak değerlendirilmiştir. Geçtiğimiz yıllarda düşük nitelikli işgücü gerektiren işlerin Çin’e kaptırıldığı söylenirken, artık yüksek nitelikli işgücü gerektiren işlerin Hindistan’a kaptırılması gündeme gelmiştir. Yani tartışmaların ve şikayetlerin odak noktası Çin’den Hindistan’a kaymaktadır.

*Başkan Bush ise korumacılık konusunda Senatör Kerry’nin tersine bir tutum izlemiştir. Başkanın Ekonomi Başdanışmanı Gregory Mankiw tarafından hazırlanarak Kongereye sunulan yıllık raporda; serbest ticaret yoluyla bazı işlerin diğer ülkelere devredilmesinin ekonominin uzun vadede yararına olduğu belirtilmiştir.

*ABD (Eski) Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan ise ABD’de yükselen korumacılık akımı karşısında tavrını çok net koymuş ve adayları korumacılık yanlısı tutum izlememeleri konusunda uyararak, korumacılığın varolan ekonomik sorunlara çare olmadığını belirtmiştir. Greenspan, düşük nitelikli Amerikan işgücünün eğitim yoluyla daha verimli ve rekabetçi bir hale getirilmesinin istihdamın diğer ülkelere kaymasını önlemenin en etkin yöntemi olduğunu, korumacılığın benimsenmesi halinde çok az yeni istihdam sağlanacağı ve diğer ülkelerin misillemede bulunması halinde ise sonucun daha fazla istihdam kaybı olacağını belirtmiştir. Ayrıca ekonomide görülen olumlu gelişmeler nedeniyle işsizlik oranının daha da azalacağına işaret eden Greenspan, ABD için serbest ticaret dışında bir alternatif olmadığını belirtmiştir.

*Dış ticaretteki serbestleşme küreselleşmenin doğal bir sonucudur ve ABD şimdiye kadar bu konuda dünyada itici güç olma konumunu muhafaza etmiştir. Bu nedenle ABD’nin serbest ticaret ve korumacılık konusunda şimdiye kadar uyguladığı politikalarla taban tabana zıt bir politika izleyeceği yönünde tahminlerde bulunulmuştur. Korumacılık konusundaki söylemleri her ne kadar ihtiyatla izlenmiş olsa da, seçim sonrası demokrat aday Kerry’nin başkan olması halinde ABD’nin radikal korumacı politikalara yönelmesi ihtimali ABD’nin ve dünyanın içinde bulunduğu konjonktür nedeniyle gerçekçi bulunmamıştır.

ABD’nin korumacı politikalar izlemesini olanaksız kılan gerekçeler aşağıda sıralanmıştır.

A- Yapısal Ekonomik Gerekçeler:
ABD ekonomisi dünyanın en büyük ekonomisi olup aynı zamanda dünyanın en büyük ithalatçısıdır. Bu nedenle ABD’nin korumacı politikalar izlemesi ekonomisi büyük oranda ABD’ye yaptığı ihracata bağımlı, başta Çin ve Japonya olmak üzere tüm Asya ülkelerini ekonomik krize sürüklemesi söz konusudur. Ayrıca bundan, zaten çok uzun zamandır düşük büyüme oranları ve yüksek işsizlikle mücadele eden AB ekonomileri son derece olumsuz etkilenmesi söz konusudur.. Özetle; ABD’nin korumacı politikalar gütmesi tüm dünyayı ekonomik durgunluğa ve krize sürükleyecek, bu krizlerin maliyeti ABD için korumacı önlemlerin getirisinden çok daha pahalıya mal olacaktır. Ayrıca, her bölgesel ve küresel kriz ABD’nin ve ABD’nin etkin olduğu ekonomik kuruluşların yardımıyla önlenmeye çalışılmakta ve ABD’ye ciddi bir maliyeti olmaktadır.

ABD ekonomisinde enflasyonist baskının varlığı gözlemlenmektadir. Çin’in uluslararası piyasalarda gittikçe artan hammadde ve ara mal talebinin dünya fiyatlarını artırması ABD’de girdi maliyetlerine de yansımıştır. Enflasyonist baskıyı dengeleyen en önemli unsur ucuz ithalatın dengeleyici etkisidir. Ucuz ithalatın ortadan kalkmasıyla meydana gelecek enflasyonist etkiler sonucunda ABD Merkez Bankası’nın uygulamak zorunda kalacağı anti enflasyonist politikalar büyümeyi yavaşlatacak ve istihdam da istenen artış sağlanamayacağı da değerlendirilmiştir.

Korumacılık konusu gündeme getirilirken en fazla üzerinde durulan husus “outsourcing” kavramı olmuştur. Geleneksel olarak istihdam ABD’den daha ucuz maliyetli diğer ülkelere kaymakta, ABD’li firmalar artık ABD’de üretim yerine işçiliğin daha ucuz olduğu ülkeleri tercih etmektedir. Yani ABD ekonomisi istihdam üretmeye devam etmekte ancak bu defa ülke dışında istihdam üretmektedir. Sermaye verimliliğinin maksimize edilmesi kapitalist ekonominin ardındaki temel motivasyondur ve sermayenin katma değerin yüksek olduğu daha verimli alanlara kayması ve emek yoğun işlerin diğer ülkelere bırakılması ABD’nin şimdiye kadar başarıyla uyguladığı bir yöntem olmuştur. ABD’de “outsourcing” kavramına karşı bu tepkinin temelinde aslında emek yoğun işlerin ülke dışına kaptırılması değil, İngilizcenin ve internetin dünya çapında yaygınlaşmasıyla “white collar job” denilen nitelikli işlerin dahi diğer ülkelere kaybedilmesi yatmaktadır. İsimleri çokça zikredilmese de bu tartışmaların odağında Çin ve Hindistan gibi işgücünün çok ucuz ve işgücü verimliliğinin nispeten yüksek olduğu ülkeler yer almaktadır.

ABD, ekonomisi verimliliği temel alan ve ekonomi yönetiminin verimliliğe odaklandığı bir ülkedir. Bu nedenle ABD işgücü gibi yüksek verimliliğe sahip ve yüksek maliyetli işgücünün, korumacı önlemlerle tekstil, konfeksiyon, demir-çelik gibi sermaye verimliliği düşük, emek yoğun sektörlerde istihdam edilerek uzun vadede ABD ekonomisinin zarara uğratılmasının yeni ABD ekonomi yönetimince benimsenmesi çok olası görülmemiştir. Böyle bir uygulamanın ekonominin verimliliğini azaltacağı, rekabetçi yapısını bozacağı ve istihdamın daha yüksek katma değer yerine daha düşük katma değer sağlayan sektörlere tahsisi sonucunu doğuracağı dikkate alınmıştır. ABD benzeri dönüşümleri daha önceleri de defalarca yaşamış ve her seferinde emek yoğun sektörlerde diğer ülkelere kaybedilen istihdam karşılığında mevcut işgücü yüksek teknoloji gibi hizmetler sektöründe istihdam edilmiştir. Ancak, yapısal olarak yüksek teknoloji ve hizmetler alanında yaratılan istihdam daha yüksek verimliliğe sahip ve daha az emek yoğun olmuştur. Zaten Başkanlık seçimlerini Başkan Bush’un kazanmasıyla, bundan sonrası için de aynı durumun geçerli olduğu yeni politikalar çerçvesinde de kanıtlanmıştır.

ABD sürekli yüksek miktarda dış ticaret açığı veren bir ülke olup son yıllarda bu açık rekor seviyelere ulaşmıştır. Ancak, bu konu genelde manipüle edilmeye son derece müsait olduğundan, çoğunlukla ABD yönetimleri tarafından diğer ülkeleri pazarlarını Amerikan ürünlerine ve yatırımlarına açmaya zorlama yolu olarak kullanılmaktadır. Dış ticaret istatistikleri bilindiği üzere finans, eğlence, franchise ve yazılım gibi bir çok hizmet sektörünü kapsamamaktadır. Yani, ABD ekonomisinin dış ticaret açıkları hesaplanırken, örnek olarak; ABD şirketlerinin diğer ülkelerde dominant rol oynadığı sinema, mağazalar zinciri, kredi kartları, finans, yazılım ve know-how vb. gelirleri hesaplamaya katılmamaktadır. Ayrıca ABD’ye yapılan ithalatın bir bölümü rekabetçi konumlarını muhafaza etmek için daha ucuz işgücünün olduğu ülkelerde üretim yapan ABD’li firmalar tarafından yapılmaktadır. Bazı çevrelerce bu şekilde yapılan ithalatın, ABD toplam ithalatının % 50’sini oluşturduğu ileri sürülmektedir. Ayrıca, ABD dünyanın en fazla yabancı yatırım alan ülkesidir. Tüm bunlar değerlendirmeye alındığında çizilen karamsar tablonun çok da gerçekçi olmadığı görülmektedir.

ABD’nin NAFTA’yı genişletme çabaları ve yoğun bir şekilde ikili serbest ticaret anlaşmalarına yönelmesi ile sergilediği, serbest ticaretin yaygınlaştırılmasından ziyade, kendi ekonomik ve ticari hinterlandını sağlamlaştırma ve özellikle tarım sektörüne avantaj sağlama görüntüsü, DTÖ’nün temelindeki çoğulculuğa ve ticaretin dünya ölçeğinde serbestleştirilmesine paralel görülmemektedir.

ABD, GATT, daha sonra DTÖ’nün kurucularından biri ve dünya ticaretinin serbestleştirilmesi konusunda öncü rol oynayan bir ülkedir. Bu nedenle de ABD’nin son zamanlarda endişe ile izlenen bölgesel ticari anlaşmaları genişletme ve ikili ticari anlaşmalara yönelme konusunda izlediği agresif politikaya rağmen, şimdiye kadar izlediği politikaları bir yana bırakarak tam tersi politikalar izlemesi hem çok zordur, hem de DTÖ için olumsuz bir dönüm noktası olacaktır. AB’nin, ABD’nin mevcut korumacı politikaları konusunda izlediği misilleme politikasının yeni korumacı önlemlerle bir ticaret savaşına dönüşmesini şimdiden öngörmek mümkündür.

Nihayetinde ABD Başkanlık seçimlerini Başkan Bush’un tekrar kazanması ile özellikle “outsourcing” kavramı çerçevesinde Hindistan odaklı yeni korumacılık tehlikesi geçerliliğini kaybetmiştir. Ancak, 2005 yılında tekstil ve konfeksiyon kotalarının kalkması ile Çin Halk Cumhuriyeti tartışmaların odağı haline gelmiş ve korumacılık yönündeki söylemlerin yeni hedefi olmuştur.

2005 yılında iki ülke arasında akdedilen gönüllü ihracat kısıtlması anlaşmasıyla sektörede sağlanan geçici rahatlamaya rağmen konu, geleceğe yönelik olarak gündemdeki önemini korumaktadır.


ABD Pazarının Genel Özellikleri

•Ekonomik büyüklüğü ülkemiz açısından son derece önemli fırsatları içinde barındırmaktadır.
•Belirgin bir pazar kesimlendirmesine ve kesimlere göre çeşitlenen yaygın satış ağına sahiptir.

•Son derece çetin rekabet koşulları bulunan bir pazardır. Sürekli alternatifini yaratması nedeniyle, yakından izlenmesi gereken bir pazar yapısı vardır.

•Perakende dağıtım kanalları çok çeşitlilik göstermektedir (Büyük Perakendeciler, İhtisas Mağazaları, Katlı Mağazalar vb).

•İhtisaslaşmış, dinamikleri oturmuş ve olabildiğince detayda anlaşılması gereken bir yapısı bulunmaktadır.

•Kalite sorunları, hizmet aksaması ve istikrarsızlık gibi konularda son derece hızlı tepki vermektedir.

•Satış ve pazarlamada uzun vadeli politikalar üretilmelidir.

Perakende Pazarı
ABD perakende pazarında satış için pazarlama çok önemli bir rol oynamaktadır. Üreticiler yüksek reklam faturaları ödemekten çekinmemektedirler. Mağazaların promosyonlar düzenlemesi de çok yaygın bir uygulamadır. Fuarlar da ABDli firmaların rakiplerini tanıdıkları, network oluşturdukları, yeni ürünlerini tanıttıkları önemli araçlardır.

ABD Perakende Piyasasının Yıllık Hacmi:
ABD tüketici harcamaları ekonomik faaliyetlerin %70’ini kapsamaktadır. Perakende sektörü, kuruluş ve çalışan sayıları bakımından ABD’deki ikinci büyük endüstridir. Perakende sektöründe, 22 milyon kişi istihdam edilmekte ve yıllık satış hacmi 3 trilyon doları aşmaktadır.

Zincir Mağazaların Perakende Piyasasındaki Payı:
Perakende pazarının sayısal açıdan %95’lik kısmı tek mağaza şeklindeki küçük ölçekli girişimlerde oluşmakta ve bu mağazalar toplam satış hacminin %50’sinden daha az bir kısmını gerçekleştirmektedir. Buna karşılık sayısal olarak sadece %5’i oluşturan zincir mağazalar, toplam perakende piyasasının %50’lik kısmından fazlasını oluşturmaktadır.

Zincir Mağazaların Gelişim Trendleri:
ABD ekonomisinin son iki yıldır yakaladığı hızlı büyüme trendi ve tüketici güven endeksindeki artış gibi konjonktürel gelişmeler ve ABD’de Kişi Başına Düşen Milli Gelirin yüksekliği, tüketimin yüksek, tasarruf oranlarının düşük olması, hane halkının genelde iki gelirli olması gibi yapısal etkilerle perakende sektörü bir bütün olarak hızla gelişmeye devam etmektedir. Ancak, sektör alt gruplar halinde incelendiğinde kendi içinde farklı trendlerin varlığı da görülmektedir. Wal-Mart’ın başı çektiği süpermarket zincirlerinde açık arayla en büyük zincir olan Wal-Mart, sektör için en büyük tehdit olarak algılanmakta, şirket mağaza sayısnı hızla artırarak diğer marketlerin coğrafi olarak pazara girmesini engellemeye çalışmaktadır. Diğer taraftan, doğal ve organik ürün satan market zincirlerinin gittikçe daha popüler hale gelmesi sektörü zorlamaktadır. Çok katlı mağazalarda son yıllarda karşılıklı şirket satın almalar ve şirket evlilikleri hız kazanmakta ve çok katlı mağazalar son yıllarda artan şirket zararlarıyla bir dönüşüm yapma zorunluluğu içerisinde daha lüks ürünlere yönelim trendi içine girmektedir. Bunun dışında, “convenience store” ya da “pharmacy” olarak adlandırılan zincirler, giderek bu alana giren “grocery store” olarak adlandırılan süper marketlerin rekabet baskısı altında kalmaktadır. Alt sektörlerdeki farklı trendlere rağmen ortak trendin; mağaza zincirlerinin artan oranda daha yüksek kaliteli ve lüks tüketim mallarına yönelmeleridir.

Şehir Merkezleri/Bölgelerdeki Yoğunlaşma:
ABD pazarının büyüklüğü, zincir mağazaların büyük ölçekleri ve perakende sektörünün tüketime yönelik hemen her alanda faaliyet göstermesi gibi ABD pazarının kendine has özellikleri nenediyle, yoğunlaşma biçimlerini ana hatlarıyla alt sektörler bazında incelemek gerekmektedir. Bu çerçevede; Wal-Mart, Costco gibi düşük fiyat ve büyük miktar sunan büyük ölçekli süpermarketler şehir dışlarında ve ABD genelinde yerleşim alanları dağınık olduğu için küşük yerleşim yerlerinin kümelendiği bölgelere yakın yerlerde, büyük metropollerde ise şehirlerin dış çevresinde yoğunlaşmıştır. Düşük fiyata odaklanma yerine tüketiciye yakın olmanın verdiği avantaja odaklı Safeway gibi daha küçük süpermarketler ise şehir içlerinde yoğunlaşmıştır. Yine aynı şekilde günlük kişisel tüketim ve ilaç gibi ürünlerin satıldığı daha küşük ölçekli “convenience store” veya “pharmacy” ler şehir içindeki işlek merkezlerde bulunmaktadır. Diğer taraftan, ağırlıklı olarak tekstil ürünleri satan “çok katlı mağazalar” genelde büyük metropollerin gelir düzeyi yüksek müşteriye hitap eden merkezlerinde ve “mall” adı verilen, şehirlerin dış çevresinde bulunan alış veriş komplekslerinde yer almaktadır.

Organize Perakende Sektöründe İlk Beş Mağaza Zinciri :
ABD’de bulunan mağaza zincirlerinine ilişkin olarak, hacimleri itibariyle ilk beş mağaza zincirini: Wal-Mart Stores, Inc., Costco Wholesale Corporation, Target Corporation, Sears, Roebuck and Co. ve K-Mart Corporation firmaları olarak sıralandırmak mümkündür. Diğer taraftan, ABD’nin ilk beş çok katlı mağazası olarak da, JC Penney Company Inc., May Departmen Stores Co., ve Nordsrom Inc. ve Federated Department Stores Inc. firmaları sıralanabilir.Ayrıca, ABD’de bulunan ilk yüz perakende satış mağazasının satış ve gelirlerine ilişkin bilgiler ilişikte (Ek-1) sunulmaktadır.

İlk Beş Mağaza Zincirinin Yıllık Ciroları(2004 Yılı İtibariyle):

1- Wall Mart Stores, Inc. : 288.189.000.000 ABD Doları.

2- Costco Wholesale Corporation : 47.145.712.000 ABD Doları.

3- Target Corporation : 46.839.000.000 ABD Doları.

4- Sears, Roebuck and Co. : 36.099.000.000 ABD Doları.

5- K Mart Corporation . : 19.701.000.000 ABD Doları.

İlk Beş Mağaza Zincirinin Sermaye Yapıları:
En büyük beş zincir mağaza zinciri de dahil olmak üzere olmak üzere, zincir mağaza şirketleri ABD’nin son derece gelişmiş sermaye piyasalarında işlem gören şirketlerdir. Bu nedenle, tam anlamıyla yabancı ve yerel sermayeli ayırımı yapmak teknik olarak mümkün görülmemekle birlikte, daha genel bir değerlendirmeyle bu firmaların büyük çoğunluğunun yerel sermayeli firma olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.

İlk Beş Mağaza Zincirinin Toplam Satış Alanları, Satış Stratetijisi ve Yapılanma Şekli:

1- Wall Mart Stores, Inc. : ABD çapında indirimli satış yapan bir mağazalar zinciridir. Firmanın 1478 adet indirimli satış mağazası, 1471 adet Supercenter’ı, üyelik sistemi ile çalışan toptan satışların yapıldığı 538 adet Sam’s Club işletmesi ve 64 adet Market işletmesi bulunmaktadır. ABD dışında uluslararası olarak Güney Amerika, Kanada, İngiltere, Çin, Almanya ve G.Kore’de mağaza işletmeleri bulunmaktadır.

2- Costco Wholesale Corporation : Üyelik sistemi ile çalışan ve indirimli fiyatlarla toptan satış yapan bir ‘warehouse’ zinciridir. Costco, ABD’de 327 adet olmak üzere Meksika, Kanada, İngiltere, Kore, Tayvan ve Japonya’da toplam 417 adet ‘warehouse’ olarak tanımlanan ve büyük depoları andıran mağazalar işletmektedir.

3- Target Corporation : Target Corporation’ın 47 eyalette 1331 mağazası bulunmaktadır. Bu mağazalarda, hazır giyim ürünleri, elektronik eşya, mücevherat, gıda ürünleri, kozmetik-temizlik ürünleri, ev ve mutfak eşyaları gibi değişik ürün grupları satışa sunulmaktadır. Internet adresi www.target.com üzerinden de satış yapan firmanın kar oranında %11 artış olduğu gözlemlenmektedir.

4- Sears, Roebuck and Co. : Kendi adı altında ABD, Puerto Rico ve Kanada’da mağazaları bulunmaktadır. Sears mağazalarında beyaz eşya, bahçe bakım ekipmanının yanında hazır giyim, altın – gümüş mücevherat ve dekoratif ev eşya satışları da yapılmaktadır.

5- K Mart Corporation : Kmart Corporation Mart 2005’te Sears Roebuck Co. tarafından satın alınmıştır. Yeni firma yapılanmasına göre Kmart mağazaları aynı ad altında işletilmeye devam edilerek, mağazalarında önceden olduğu gibi hazır giyim ürünleri, temizlik malzemeleri, ev tekstili, mutfak ve ev eşyası satmayı sürdürecektir.

Yerli/Yabancı Ürün Ağırlığı:
ABD ekonomisnin yapısal özellikleri gereği ABD özellikle yüksek teknoloji ürünleri dışında üretimden çok hizmet sektörü ağırlıklı bir görünüm arz etmektedir. Ayrıca, Amerikan iş gücünün verimliliğinin çok yüksek olmasına rağmen, yüksek işçilik maliyetleri nedeniyle tüketime yönelik ürünlerin büyük bir kısmı düşük maliyetli ülkelerden ithalat yoluyla temin edilmektedir. Ağırlıklı olarak çok katlı mağazalarda satılan tekstil ürünlerinin çok büyük bir oranı ithal yoluyla sağlanmakta, ABD’nin son derece gelişmiş tarım sektörüne rağmen yiyecek malzemelerinin önemli bir bölümü ile kişisel tüketime yönelik ürünlerin önemli bir bölümü ithal ağırlıklıdır.

Satın Alma Yöntemleri:
ABD Perakende sektörünün olağanüstü büyük ölçeği ve çeşitliliği nedeniyle satın alam yöntemleri ile ilgili sektörün tamamını kapsayan tek bir cevap olmamakla beraber, en büyük zincir mağazaları incelendiğinde bu zincirlerin satın alma “sourcing” departmanları bulunmakta ve bu departmanlar genel stratejiyi belirlemekte, ve ölçeklerin büyüklüğü ve coğrafi olarak geniş bir alana yayılması nedeniyle yerel satın almalar coğrafi bölgeler bazında “dealer” tabir edilen aracı/toptancılar, ithalata yönelik satın almalar ise dünyanın çeşitli bölgelerinde ve kilit ülkelerdeki satın alma ofisleri ve/veya “dealer”lar kanalıyla yapılmaktadır.

Satın Alma Politikalarından Hareketle Türk Ürünlerinin İlgili Zincir Mağazaya Giriş Şansı Bulunmakta mı?
ABD Pazarında rekabet avanatajı bulunan ürünler Türkiye’den ABD’ye yapılan ihracat miktarları da değerlendirilerek 2006 yılı startejisi çerçevesinde hedef ürün olarak belirlenmiş olup, bu ürünlerin nihai tüketiciye yönelik zincir mağazalara giriş lşansı bulunmaktadır. Buna karşın, ABD’li zincir mağazaların çok büyük miktarla sipariş vermeleri nedeniyle, Türk ihracatçılarının ABD pazarında karşılaştığı genel sıkıntı olan ölçek sorunu bulunmakta ve kar majları, ürüne bağlı olmakla beraber ABD içindeki yoğun rekabet ve ithalattaki rekabet nedeniyle düşük olmaktadır. Süpermarket zincirleri içerisinde “private label” ürünlerin payı %21’dir.

Bu Alanda Üretimde Bulunan Türk firmalarının Pazara Giriş Şansı Nedir.
2006 yılı ABD Pazara Giriş Stratejisi çerçevesinde Müşavirliğimizce hazırlanan raporda ayrıntısı ile yer verildiği üzere, ABD’li tüketicilerin satın alma davranışlarında ABD üretimi ve gelişmiş ülkeler menşeli ülkeler dışındaki ürünlerin tüketici satın alma kararı üzerinde olumsuz etkisi olduğu, ancak fiyatın göreceli olarak daha uygun olması halinde tüketici üzerindeki olumsuz etkinin nötrlendiği şeklindeki pazar araştırması çerçevesinde, “private label“ ile pazara giriş şansı pazarda tanınan önemli sayıda markası olmaması nedeniyle daha yüksektir.

İhtisas Mağazaları (Specialty Stores)
Örnek. Bed Bath & Beyond, Linens’n Things, Crate & Barrel, Cost Plus, Restoration Hardware, Fortunoff, vb.ABD’de yaygın zincirler oluşturan bu grup içinde, konusunda çok çeşit bulunduran türleri (Bed Bath & Beyond, Linens’n Things ....) olduğu gibi, daha ziyade konseptleri ve keyifli alışveriş ortamları ile bilinenleri de (Crate&Barrel, William Sonoma, Pottery Barn, vb) mevcuttur. Birinci gruba münhasır ürün yanı sıra standart ürünler de satılabilir; ikinci gruba ise ağırlıklı münhasır ürün gerekecektir. Aynı üründen diğer perakendecilere verilmesini istemezler. Bu nedenle tasarım noktasında birlikte çalışılması anılan mağazaların tasarımcılarının görüşlerinin alınması mümkündür.

Katlı Mağazalar (Department Stores)
Örnek: Sears, J.C.Penney, Kohl’s, Macy’s, Marshall Field’s, Bloomingdale’s,Büyük perakendeciye ve ihtisas mağazalarına pazar payı kaybeden katlı mağazalar birleşme yoluyla güç kazanmaya çalışmaktadır. Daha fiyatlı ürünlerin satıldığı, yoğun markalar arası rekabetin yaşandığı bu alışveriş ortamında kalite, dizayn ve tanınmış marka ile yer almak gerekmektedir. Kendi markalarıyla da (private label) ürün alan katlı mağazalar farklılaşma ihtiyacında olduklarından özel ürün tekliflerine olumlu yaklaşmakta, ancak giderek fiyatları aşağı doğru zorlamaktadırlar. Bu kategori ile de direkt çalışmak mümkün olduğu gibi, ABD’li markalar, ABD’de stil yaratan distribütörler vasıtasıyla da satış yapılabilir.

Diğer Perakende
Küçük lokal zincirler, bölgesel mağazalar vb.,

Bu gruba müşteriyi iyi tanıyan, stok tutan toptancılar ile mal satmak mümkündür.

İşadamlarının ABD’de Dikkat Etmesi Gereken Hususlar


ABD ile Türkiye’nin ticari ilişkilerinin geliştirilmesinde ikili anlaşmalara dayalı olarak yeni bir döneme girildiği ve 2002 yılında somut girişimlerle desteklenen olumlu adımların gerçekleşeceği düşünülüyor. Ekonomik alanda da stratejik ortaklığın tesisi ile birlikte ABD’ye ihracatımızın artabileceği, ABD’nin Türkiye’de önemli yatırımlar yapabileceği beklentisi giderek artıyor.

Bu umut verici gelişmeler açısından bakıldığında halen Türk girişimcisini ABD pazarında olumsuz etkileyen başlıca ticari engelleri şöyle değerlendirmek mümkün;

Miktar ve Tarife Kotası Olarak Uygulanan Miktar Kısıtlamaları: Türkiye’den ABD’ne ihraç edilen kotaya tabi ürünlerin 2005 yılı sonuna kadar tamamen kaldırılması planlanıyor. Halen başta tekstil ve konfeksiyon olmak üzere tarım ve gıda (şeker, çikolata gibi) ürünlerin ithalatı miktar kotalarına, diğer bazı gıda maddeleri (süt ve süt ürünleri, mandarin, bazı zeytinler, tuna balığı gibi) ve tütün (şark tipi dışındaki) ise, tarife kotasına tabi.

Halen ABD, 21 tekstil ve 21 konfeksiyon kategorisinde Türkiye’ye kota uyguluyor. Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü, ABD tarafından ürünlerimize uygulanan kota kısıtlamalarının kaldırılması veya esnek uygulamalarla rahatlatılmasını talep ediyor. Tekstil ve konfeksiyon ihracatımıza uygulanan kotaların artırılması yönündeki girişimler önemli olmakla birlikte, ABD’ye ihracatımızın yaklaşık yarısının bu ürünlerden oluştuğu ve tekstil kotaları uygulamasının 2004 yılı sonunda uygulamadan kalkacağı hususları dikkate alınarak, yeni alternatif yöntemler geliştirilmesi, Türk firmalarının yeni ve rekabete dayalı bir pazarlama stratejisi benimsemeleri gerekiyor.

Resmi Tatiller:

Yeni Yıl: 1 Ocak

Noel: 25 Aralık

Şükran Günü: Kasım ayının dördüncü perşembesi

Ulusal Bağımsızlık Günü: 4 Temmuz

Martin Luther King Günü: Haziranın üçüncü pazartesisi

Başkan’ın Günü: Başkanlardan G.Washington ve A.Lincoln’ün doğum günleri anısına her yıl şubat ayının üçüncü pazartesisi

Şehitler Günü: Mayısın son pazartesisi

İşçi Bayramı: Eylülün birinci pazartesisi

Colombus Günü: Ekim ayının ikinci pazartesisi

Veterans (Armistice) Günü: 11 Kasım


ABD’de yerel saat, Türkiye’den Atlas Okyanusu kıyısında 7 saat, Büyük Okyanus kıyısında 10 saat geri.

Zorunlu FDA Kaydı

ABD’YE TARIM ÜRÜNLERİ İTHALATINDA ZORUNLU FDA KAYDI
1) Gıda İşletmelerinin FDA’ya Kayıt Ettirilmesi:
Bioterörizm Kanunu uyarınca, ABD’de tüketilen insan ve hayvan gıdalarını üreten, imal eden, paketleyen veya depolayan bütün ABD’li ve yabancı gıda işletmeleri 12 Aralık 2003 tarihine kadar FDA’ya kayıt yaptırmak zorundadır. FDA’ya kayıt yaptırmayan işletmelerden ithal edilen ürünler ABD’ye giriş limanında el konulacak ve ABD’ye girişine izin verilmeyecektir.
Kayıt sırasında yabancı gıda işletmeleri ABD’ye yaşayan veya ABD’de işyeri olan ve fiziken ABD’de bulunan bir temsilci göstermek zorundadır.
Kayıt işlemi; internet üzerinden veya gerekli bilgilerin bulunduğu CD-ROM’un FDA’ya ulaştırılması ile yapılabilecektir. İnternet üzerinden kayıt işlemleri 16 Ekim 2003 Perşembe günü başlamıştır. Haftada 7 gün, günde 24 saat kayıt yaptırılabilecektir. İlgili internet adresi; www.fda.gov/furls/ ’dır. Kayıt işlemi her işletme için sadece bir defa yapılacak ve gerektiğinde kayıtlardaki değişiklikler 60 gün içersinde güncellenecektir. Kayıt işlemi için herhangi bir ücret ödenmeyecektir. Daha az masraflı ve daha hızlı olması nedeniyle internet üzerinden kayıt işlemi tavsiye edilmektedir. İnternet üzerinden kayıtlarda gerekli bilgilerin tamamının sağlanması halinde anında bir onay ve kayıt numarası alınabilecektir.

Kayıt sırasında gerekli olan bilgiler; işletmenin (ve varsa ana işletmenin) adı, adresi, telefon numarası; sahibinin, işletmecinin veya yetkili temsilcisinin adı, adresi ve telefon numarası; işletmenin kullandığı bütün ticari ünvanlar; uygulamaya tabi ürün kategorileri; formu dolduran tarafından verilen bilgilerin doğru ve gerçek olduğuna dair beyan; yabancı işletmelerin ABD’deki temsilcisinin adı, adresi, telefon numarası ve acil durumlarda ulaşılması amacıyla ABD’li temsilcinin veya belirlenen bir başka kişinin telefon numarasıdır. Zorunlu olan bu bilgilerin dışında isteğe bağlı olarak başka bilgiler de sunulabilecektir.
Sözkonusu Kanunda “Gıda” olarak kabul edilen maddeler; yiyecekler, bebek yiyecekleri, içecekler (alkollü içecekler ve şişelenmiş su dahil), sebzeler ve meyveler, balıklar ve deniz ürünleri, süt ürünleri ve yumurta, gıda olarak kullanılan pişmemiş (işlenmemiş) tarım ürünleri, konserve ve dondurulmuş yiyecekler, fırıncılık ürünleri, çerezler ve şekerler (sakız dahil), canlı gıda hayvanları, hayvan besinleri ve evcil hayvan yiyecekleridir.
İlgili düzenleme gereğince; gıda imalatı veya işlemesi, paketlemesi veya depolanması yapılan ve ikametgah olarak kullanılan evler, şişelenmemiş içme suyu dağıtım kuruluşları, gıda taşıması yapan nakliye araçları, çiftlikler, lokantalar, perakende gıda işletmeleri (marketler gibi), kar amacı gütmeyen gıda işletmeleri, balıkçılık araçları, ABD Tarım Bakanlığı tarafından denetlenen et, kümes hayvanları ve yumurta işletmelerinin kayıt yaptırma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Bir yabancı işletmenin ürettiği, imal ettiği, paketlediği veya depoladığı bir gıda ürününün bir başka yabancı firmaya üzerinden ABD’ye ithal edilmesi halinde, ilk yabancı firmanın kayıt zorunluluğu bulunmamakla birlikte, ikinci firma sadece çok az bir işleme yapıyorsa (etiket yapıştırma gibi) her iki işletmenin de kayıt yaptırması gerekmektedir.

2) İthal Edilecek Gıda Ürünlerinin Önceden FDA’ya Bildirilmesi:
Bioterörizm Kanunu uyarınca, 12 Aralık 2003 tarihinden başlayarak ABD’ye ithal edilecek “yukarıda belirtilen” gıda ürünlerinin ABD’ye gelmeden önce gümrük komisyoncusu, ithalatçısı veya ABD’deki temsilcisi ya da ithal edilecek ürünlerle ilgili bilgisi olan herhangi bir kişi tarafından elektronik olarak FDA’ya bildirilmesi ve FDA’dan bir onay numarası alınması zorunludur. Bu bildirime göre FDA tarafından ithal edilecek ürünün fiziken kontrol edilip edilmemesine karar verilecektir.

Önceden bildirimi hiç yapılmamış veya eksik yapılmış ürünlerin ABD’ye ithaline izin verilmeyecek ve bu ürünler limanda veya güvenli bir depoda tutulacaktır.
Bildirim işlemi Otomatik Gümrük Müşaviri Arayüzü (ABI-Automated Broker Interface) veya Otomatik Ticari Sistem (ACS-Automated Commercial System) ya da www.access.fda.gov adresi üzerinden FDA önceden bildirim arayüzü ile yapılabilecektir.

Önceden bildirim sırasında; bildirimi yapanın adı, telefonu, faks numarası, e-mail adresi, şirket ünvanı ve adresi; bilgileri ileten kişi ile bilgileri sağlayan kişinin farklı olması halinde, bilgileri ileten kişinin adı, telefonu, faks numarası, e-mail adresi, şirket ünvanı ve adresi; ürünlerin adı ve miktarı; üreticinin kimlik bilgileri; varsa imalatçının kimlik bilgileri; üretildiği ülke; nakliyeci ile ilgili bilgiler; ürünlerin yüklendiği ülke; ürünlerin tahmini varış tarihi ve yeri; ithalatçı ile ilgili bilgiler; ithal edildikten sonraki taşıma işlemini yapacak firma ile ilgili bilgiler; ürünlerin nasıl taşınacağı ve planlanan sevkiyat bilgilerinin sunulması zorunludur, bu bilgilerin herhangi birisinde bildirim yapıldıktan sonra değişiklik yapılması halinde yeni bir bildirimin yapılması gerekir.

Önceden bildirim elektronik olarak yapılacak ve FDA’nın olumlu yanıtı yine elektronik olarak alınacaktır. Bildirimin; ürünler ABD’ye gelmeden 5 günden daha önce ve karayoluyla gelen ürünler için en az 2 saat, havayolu veya demiryolu ile gelen ürünler için en az 4 saat, deniz yoluyla gelen ürünler için 8 enaz saat önceden yapılması gerekmektedir. Giriş limanına getirilen ürünlerin FDA’nın verdiği onay numarasını taşıması gerekmektedir. Posta yoluyla gönderilen ürünler için FDA’nın onayı ürünler postaya verilmeden önce alınmalıdır.

ABD’ye gelen kişilerin ticari amaç dışında özel tüketimleri amacıyla yanlarında getirdikleri gıda ürünleri, başka bir ülkeye ihraç edilene kadar ABD’deki varış limanını terk etmeyen gıda ürünleri, ABD Tarım Bakanlığı tarafından düzenlenen et, kümes hayvancılığı ve yumurta ürünleri, ABD dışında yerleşik birisi tarafından kendi evinde ürettiği ve ABD’de yaşayan birisine kişisel tüketim amacıyla hediye olarak günderilen gıda ürünleri önceden bildirim yükümlülüğünün dışında tutulmuştur.

Kayıt yaptırma ve önceden bildirim zorunluluğu ile ilgili konularda yardıma ihtiyaç duyulması halinde aşağıdaki numaralardan bilgi alınabilir:
Telefon (ABD içerisinden aramalarda): 1 800 216 7331 veya 301 575 0156
Telefon (ABD dışından aramalarda) : 001 301 575 0156 (T.S.İ. 14:00- 06:00 saatleri arasında)
Faks : 001 301 210 0247
E-mail : furls @ fda.gov
Yukarıda birinci bölümde belirtilen kayıt sırasında ABD’de yerleşik bir temsilci gösterilmesi zorunluluğu nedeniyle, gıda ihracatçılarımızın bu konuda New York Ataşeliğimize müracaat etmeleri halinde gereken yardım sağlanacaktır. "

ABD nin Dış Ticareti

ABD’nin Dış Ticaretin Büyüklüğü

2005 yılında ABD’nin toplam dış ticareti (mal ticareti ve hizmet ticareti toplamı) % 12 artışla 3.3 trilyon dolara ulaşmıştır. 2005 yılında ABD’nin mal ticareti ve hizmet ticareti % 10’dan fazla artış göstermiştir. 2005 yılında ABD’nin ihracat artışının dörtte üçü sermaye malları ve ara malları oluşturmaktadır. Mal ve hizmet ihracatından sağlanan gelirler % 10.4 oranında artarken, mal ve hizmet ithalatına yapılan ödemeler % 12.8 oranında yükselmiştir.

ABD’nin toplam dış ticaretinde ilk sırayı yaklaşık % 20’lik pay ile Kanada almış, bu ülkeyi % 11,3 ile Meksika izlemiştir. Çin ise % 11,1’lik bir payla dış ticaret hacmi açısından üçüncü sırada yer alırken, ithalatta Kanada’nın arkasından ikinci sırada yer almıştır.

2003 yılında ABD hem ihracat hem ithalat konusunda dünyadaki en büyük ticaret yapan ülkedir. ABD, dünya mal ticaretinin % 17’sini ve dünya hizmetler ticaretinin % 14’ünü tek başına gerçekleştirmektedir.

2004 yılında ABD ticareti 1970 yılına göre 28 kez ve 1994 yılına göre % 97 oranında artış göstermiştir. 1970-2004 yılları arasında ABD ticareti ekonomisine oranla daha hızlı bir artış göstermiştir. Anılan dönemde ABD’nin ticareti yıllık ortalama % 10.2 oranında artarken, GSYİH’sı yıllık ortalama % 7.4 oranında artış göstermiştir. Reel rakamlarla ise sözkonusu dönemde ticarette görülen artış (%6.2), GSYİH’de görülen artışın (%3.2) neredeyse 2 katı olmuştur.

1970-2004 yılları arasında mal ve hizmet ihracatı 22 kat artarken aynı dönemde ithalat 34 kat artmıştır. 1994-2004 yılları arasındaki ihracat artışı % 75, ithalat artışı ise % 117 oranında olmuştur.

Mal ve hizmetler ticareti 2004 yılında GSYİH’nın % 25.1’ini oluşturmuştur. Bu rakam % 23.5 olan 2003 yılı rakamına göre bir artış gösterse de % 26 olan 2000 yılı oranının altındadır.

ABD’nin İthalat Politikası

ABD’nin toplam mal ithalatındaki artışın yarısını ara mallarında artış oluşturmaktadır. ABD’nin ithalat artışında 2003 yılındaki %3’lük ve 2002 yılındaki % 1,9’luk büyüme oranlarının ardından 2005 yılında yaşanan % 3,5’lik GSMH artışının da etkisi olmuştur.

Dolar üzerinden hesaplanan ABD ithal mal fiyatları 2005 yılında yüksek miktarda artış göstermiştir. Bunda, petrol ürünü olmayan malların fiyatlarında görülen az miktardaki artışa karşın petrol fiyatlarında görülen önemli artışlar etkili olmuştur.

ABD mal ithalatı 2003 yılındaki % 8lik artışı ikiye katlayarak 2004 yılında % 16 oranında artış göstermiş, 2005 yılında ise % 14 oranında artmıştır. Toplam ithalatın % 80’ini oluşturan imalat sanayi ürünleri ithalatı 2004 yılında % 10 oranında artmıştır. İthalatın % 16’sına tekabül eden yüksek teknolojili ürünler ithalatı ise 2005 yılında % 16 oranında artmıştır. Toplam ithalatın % 4’ünü oluşturan tarım ürünleri ithalatı ise % 10 oranında artmıştır. 2005 yılında bütün önemli nihai ürünlerde ABD ithalatı artmış olup, en fazla artış % 38 le petrolün de içinde olduğu ara mallarında kaydedilmiştir. Sermaye malları ithalatındaki artış ise % 16 civarında olmuştur.

1994 yılından bu güne kadar ABD ithalatı % 120 oranında artış göstermiş aynı dönemdeki ihracat artışını ikiye katlamıştır. Sözkonusu dönemde yüksek teknolojili mal ithalatı % 145, imalat sanayi ürünleri ithalatı % 111 ve tarım ürünleri ithalatı % 110 oranında artmıştır. Sözkonusu dönemdeki 807 milyar dolarlık ithalat artışının % 31’ini ara malları, % 28ini tüketim malları, % 20’sini sermaye malları ve % 14ünü araba ve araba parçaları oluşturmuştur.

AB Ve ABD Enerji Projeksiyonlarının Varsayımları

AB politikasının temel hedefi 1997 tarihli Amsterdam Anlaşmasıyla sürdürülebilir kalkınmaya katkı olarak belirlenmiştir.

Ekonomik, çevresel, toplumsal ve jeopolitik boyutlarıyla sürdürülebilir kalkınmanın başarılması karmaşık ve uzun vadeli bir süreçtir. Enerji politikası bu sürece sürdürülebilir kalkınmanın gereksinimlerini yansıtacak üç temel hedefini uyarlayarak katkıda bulunur. Bunlar; olası arz kesintilerinin AB ekonomisi ve toplum üzerindeki risklerinin ve olumsuz etkilerin en aza indirilmesini amaçlayan arz güvenilirliği, rekabete ve daha geniş toplumsal politika hedeflerine katkıda bulunmak üzere üreticiler ve tüketiciler için düşük fiyatlı enerji sağlamak amacıyla rekabete açık enerji sistemleri, doğada ekolojik ve jeofiziksel dengeleri korumak için enerji üretimi ve enerji kullanımı ile bütünlenmiş çevresel korumadır.

Söz konusu politikanın belirlenmesine yardımcı olmak üzere AB; Ocak 1998’de Paylaşılmış Analiz Projesini (Shared Analysis Project) desteklemeye başlamıştır.

Paylaşılmış Analiz Projesi’nin dikkate aldığı hususlar; uzun dönemli dünya enerji talebi, elektrik ve gaz arzının liberalleşmesinin AB enerji sistemi üzerindeki etkisi, Kyoto Protokolü’ne tepkinin stratejisi, enerji sektöründe teknolojik yenilikler, üye ülke politikalarının desteklenmesinde AB enerji politikasının katma değer rolüdür. Projenin son hedefi, enerji eğilimleri ve senaryoların kantitatif analizini gerçekleştirmektir. Bu hedefe, mevcut AB model olanakları (PRIMES ve POLES) ve varsayımlarının yeniden düzenlenmesi ve geliştirilmesiyle ulaşılmıştır.

AB ile ilgili projeksiyonlar, AB ekonomilerinin malzeme ve enerji yoğunluğu yüksek olmayan hizmet ve yüksek katma değerli ürünlere eğiliminin devam edeceği varsayımına dayandırılmıştır. Ana senaryo; daha fazla bütünleşme ve AB’de elektrik ve gaz pazarlarının liberalleşmesi, arz ve talep tarafındaki enerji sektörünün gelişmesi, yenilenebilirler ve kojenerasyon için desteğin devamı, doğal gaz alt yapısının genişletilmesi, nükleer tesislerin ömrünün 40 seneye uzatılması ve asit yağmuru kirleticilerin daha sıkı kontrolü varsayımlarına dayandırılmıştır. Ana senaryo özellikle iklim değişikliği konusuna yönelik herhangi bir politika içermemektedir.

ABD (Amerika Birleşik Devletleri), elektrik enerjisine ilişkin planlama çalışmalarını Kuzey Amerika modüler sisteminin (NEMS) Elektrik Piyasası Modülü (EMM) ile gerçekleştirmekte olup, EMM; elektrik kapasitesi planlama, elektrik üretiminde kullanılan yakıtın dağıtımı, yük ve talep yönetimi, elektriğin finansmanı ve fiyatlandırması alt modüllerinden oluşmaktadır.

EMM, işletme ve çevresel kısıtlar çerçevesinde elektrik enerjisinin temininde en ekonomik yolu belirlemektedir. Ekonomik ömrü dolan fosil yakıtlı veya nükleer bir santralın toplam elektrik üretim maliyeti yeni kurulacak kapasiteyle üretilecek elektriğin üretim maliyetinden daha yüksek oluyorsa işletmeden çıkarılır.

Sonuç olarak, ABD’nin de AB’nin enerji politikalarına benzer hedeflerle 2000 -2020 dönemi elektrik enerjisi planını oluşturduğu anlaşılmaktadır.

Kaynak: Yaratım İçerik İletişim
(Bu yazı Devlet Planlama Teşkilatı VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı Elektrik Enerjisi Özel İhtisas Komisyonu Raporu’ndan derlenmiştir.)

ABD’nin İthal Ettiği Mallar

2005 yılında ABD’nin bütün önemli pazarlardan ithalatında artış görülmüştür. En fazla artış % 23le Çin ve % 9la Meksika hariç Latin Amerika ülkelerinden olmuştur. ABD’nin düşük ve orta gelir grubundaki ülkelerden ithalatı % 21 oranında artarken yüksek gelir grubundaki ülkelerden ithalatı % 13 oranında artış göstermiştir. 1994-2004 yılları arasında ABD’nin düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerden ithalatı % 176 oranında artarken yüksek gelir grubundaki ülkelerden ithalatı % 83 oranında artmıştır. 2004 yılında düşük ve orta gelirli ülkelerin ABD ithalatındaki payı % 52 olmuştur.

ABD’nin Çin’den ithalatı 1994 yılından bu yana % 400 oranında artış göstermiş olup, ABD’nin ithalatının % 13’ünü karşılar duruma gelmiştir. 1994-2004 yılları arasında ABD’nin ithalatındaki artışın % 29’u NAFTA ülkelerinden, % 20’si Çin ve % 19’u Avrupa Birliği’nden yapılmıştır. ABD’nin Çin’den ithalatının çoğu oyuncak, ayakkabı, hazır giyim gibi düşük katma değerli tüketim mallarıdır. Tüketim malları halihazırda ABD’nin Çin’den ithalatının % 54’ünü karşılasa da 2004 yılında Çin’den sermaye malları, ara malları ve otomobil ve parçaları ithalatı % 40 oranında artış göstermiştir.

Meksika dışındaki Latin Amerika ülkelerinden ithalat 2005 yılında % 25, 1994-2004 yılları arasında ise % 157 oranında artmıştır. Sözkonusu artışın yaklaşık % 60’ı mineral yakıtlar kategorisindedir. 2004 yılında anılan ülkelerin toplam ithalat içindeki payı % 7 oranında olmuştur.

Toplam ABD ithalatının % 19’unu oluşturan Avrupa Birliği ülkelerinden ithalat 2005 yılında % 9.2, 1994-2004 yılları arasında ise % 129 oranında artmıştır. İthalatın % 27’si tüketim malları ve % 27’si sermaye mallarından oluşmaktadır.

Toplam ABD ithalatının % 29’unu oluşturan NAFTA ülkelerinden ithalat 2005 yılında % 11, 1994-2004 yılları arasında ise % 173 oranında artmıştır. ABD’nin en büyük ithalat kaynağı olan Kanada’dan ithalat 2005 yılında % 12 oranında artmış ve Kanada’nın toplam ABD ithalatındaki payı % 17 olmuştur. 1994 yılından bu yana Kanada’dan ithalat neredeyse iki katına çıkmıştır.

ABD’nin ithalatında üçüncü sırada yer alan Meksika’dan ithalat 2005 yılında % 9 ve 1994-2004 yılları arasında % 216 oranında artmıştır.

Japonya’dan ithalat 2005 yılında % 6.5 oranında, 1994-2004 yılları arasında ise % 9 oranında artmıştır. 200
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder MSN Messenger
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder     |##| -> |=|      Forum Ana Sayfası -> Pazarlama - Satış Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
   


Forum Seçin:  


Design By TicaretOkulu.com AR-GE - İçerik ve Yayın Politikamız - İstatistiklerimiz